“Ruh İkizim”e…

“Ruh İkizim”e… (3)

Seninleyken sensizliği yaşatma bana. Biraz senli ama daha çok benli günlere mecbur etme beni. Ya bir an bile gitmeyecekmiş gibi yanımda ol, yada bir daha hiç dönmeyecek gibi uzağımda dur sevgili…
Ya siyah gibi karanlık ol, yada beyaz kadar aydınlık. Benim yüreğimde ortalarda gezinmek yok. Siyahıma beyaz çalma, beyazıma gölge düşürme sevgili. Gece olunca sensizliği yaşarken ay ışığı senmişsin gibi vurmasın yüzüme. Sensiz uyandığım her sabahın ilk ışığı seni müjdelemesin eğer bana gelmeyeceksen…
Seninleyken sensizliği yaşatma bana. Biraz senli ama daha çok benli günlere mecbur etme beni. Ya bir an bile gitmeyecekmiş gibi yanımda ol, yada bir daha hiç dönmeyecek gibi uzağımda dur sevgili…
Ya duyguların buz tutsun, yada güneş olup içimi ısıtsın. Benim yüreğimde ortalarda gezinmek yok. Kara kışıma güneş vurma, baharıma güz yaşatma sevgili. Penceremden bakarken rüzgar senmişsin gibi sarmasın beni. Sensiz yürüdüğüm yollarda her bir yağmur damlası seni müjdelemesin eğer bana gelmeyeceksen…
Seninleyken sensizliği yaşatma bana. Biraz senli ama daha çok benli günlere mecbur etme beni. Ya bir an bile gitmeyecekmiş gibi yanımda ol, yada bir daha hiç dönmeyecek gibi uzağımda dur sevgili…
Ya ağız dolusu gülüşüm ol, yada bir avuç gözyaşım. Benim yüreğimde ortalarda gezinmek yok. Tebessümlerime gözyaşı olup damlama, gözyaşlarıma gülüp geçme sevgili. Her güldüğümde sebebi senmişsin gibi gelme aklıma. Ağlayan gözlerimden akan her damla yaş seni müjdelemesin eğer bana gelmeyeceksen…”

Bu satırlarla doğdun az önce geceme. Seninleyken sensiz olduğum, sensizken seni yaşadığım zamanları düşündüm bir an. Ne zaman yanımdan ayrılsan ardından firar ederdi ruhum. Def etmeyi başaramazdım üstüme çöreklenen sensizlik duygusunu. Oysa bilirdim, uzağımda dursan da hiçbir yere gitmezdin. Aldığın her nefesi benimle solur, değil saat, ayrı geçen her dakikayı benimle yaşardın.
Bense gecelere bölerdim seni, sensizlikle çarpar, üstüne yalnızlığımı ekleyip kendimden çıkartırdım. Sonuç hiçbir zaman değişmezdi, her seferinde elimde kalan yine sen olurdun. Aşkın en özel ismiydin sen, büyük harflerle yüreğime yazılan. Bu yüzden kıramaz, istesem de silip atamazdım seni.
En şiddetli tartışmalarımızda bile geriye dönüş ihtimalini hep muhafaza ederdik. Ne sen kapıyı çarpıp giderdin ne de ben ardından kilit vururdum dönüş yollarına. Çünkü ayrı kalamazdık bilirdik, söküp atamazdık içimizden birbirimizi. Tanırdık duygularımızı ve inanırdık aşkın ölmezliğine delice. Noktası konamayan, her patlamada yeni bir virgül eklenen ve daha yıllarca sürecek bir aşk hikayesiydi bizim yaşadığımız.
Beni senden, seni benden daha çok sevecek kimse yoktu bilirdik. Sevdik birbirimizi hem de deli gibi, ölesiye sevdik.
Bu defa sözcükler mi çok az yoksa sen mi fazlasın bilmiyorum ama olmuyor işte. Seni anlatamıyorum ama yaşıyorum pervasızca.
Bu sana yazdığım, gönderilmemiş üçüncü mektubum. Seni, bizi, deli dolu sevgimizi anlatan daha onlarcası sözüm olsun. Yanında en huzurlu zamanları yaşadığım, güvendiğim ve gönül verdiğim adam, seni herkesten daha çok sevdim biliyorsun…

Tuğba İZGEL

Yorum (yok) Yorum yaz!

= = = ELA GÖZLÜM = = =

Sana söyleyebileceğim tek sözcüğüm kalmıştı. Onuda defalarca söyledim. Seni ölümüne sevdim, seni deliler gibi sevdim. ışte bende gidiyorum, sonunda benide uğurladın. Hayatımda yaşadığım en güzel anlarımdı seninle, hayalini kursamda bu kadar hiçbir şey mutlu edemezdi ve hiçbir şey bu kadar yıkamazdı beni, çok hayal kırıklığına uğradım çok hayallerim yıkıldı ama bu seferki çok acı, çok ağır.

Hayatta hiçbir şey vazgeçilmez değildir. Kendinden zorla vazgeçirdin. Kendime verdiğim sözü tutuyorum. Her şeye inat bende mutlu olacağım. Ama sol yanım hep acıyacak xxxxnda çok şeyler yazmıştım. Birazda ayrılığından vazgeçirecek yazılar. Artık hayallerle yaşamanın zamanı değil. Bir kez daha dimdik ayağa kalkıyorum. Bir kez daha doğruluyorum hayatın acımasızlığı karşısında, pes etmediğimi gösteriyorum işte inatla, ama kendimi kandırdığımıda biliyorum, tıpkı senin kendini kandırdığın gibi, ben yiğitçe çıkıp söylüyorum evet sevdim hem de hayatımda hiç sevemeyeceğim kadar seni sevdim, hiç yıkılmayacağım kadar da sende yıkıldım. şöyle bir geçmişe dönüp bakıyorum. Ne kadarda hızlı yaşamışız belki de tüketen bu oldu. Her şeyin sonunu getirdiğimiz gibi bu aşkın sonunuda getirebilmekte üstümüze yok sanırım. Her şeyin şuan elimde, son kez bakıyorum, son kez ağlıyorum böyle karşında, son kez boynumu büküyorum sensizliğin karşısında ve son kez gidiyorum ela gözlüm. Hiç dön diyemeyeceğin yere, son kez dinliyorum ortak şarkılarımızı, son kez n’olur dön diye haykırıyorum. Filmlerde izlerdim, hep ayrılık hep gözyaşı, kızardım yapmayın etmeyin diye, işte demek ki birde o senaryoları yaşamak varmış. Neyse artık sözü uzatmanın anlamı yok. Ciğerim parça parça veda etmek bana göre değil. Ben veda etmeyeceğim. Çünkü ben gitmedim senden, sen gittin, sen gittin, sen gittin.

Artık hazırlık yapma zamanım geldi, ne olur gözlerime bakma, dayanamaz ağlarım. Söz veriyorum ben de hani bir seferinde giderken ardıma baktığım gibi bakmayacağım. Ve söz veriyorum çok güçlü olacağım. Asma suratını, sen istiyorsun diye gidiyorum. Sana şunu söylemiştim hatırlıyor musun? Sen bana git demediğin sürece gitmeyeceğim senden. Git dedin nefret ediyorum senden dedin. Hiç bu adam bu sözleri kaldıramaz demedin. Sen yinede meleksin. ışte son kez bende tek kalan iki cümleyi söylüyorum. Seni çok seviyorum…


Erdal BABÜR
Yazar-Besteci Söz Yazarı

Yorum (yok) Yorum yaz!

SAYGILARIMLA

Saygılarımla

Bak yine aynı şarkıyı dinliyoruz… Hayat öyle acımasızmış ki bir kez daha anlıyorum. Sözleri içimi kemiriyor. Biliyorsun çok inatçıyım. Sözümün üstüne söz getirmiyorum… Geçenlerde bir arkadaşına seni sordum, bana lütfen sorma dedi. Sanırım sen tembihlemişsin. Beni sorarsa bir şey söyleme demişsin. Sadece merak etmiştim... Kötü bir niyetim yoktu. Çıkmazdayız yolumuz yok.

Ben asla saygısızlık etmedim…  Neyse aynı konulara girmeyeceğim. Artık seviye istiyorsan, seviyemi koymasını da bilirim. Senden ricam sende beni kimselere sorma… Senin sorduklarında aynısını söyleyecekler. Biliyorsun, biliyorsun sonumuz yok.

O şehirde kar yağmış üşümüşsündür… Yüreğin, kalbin de üşümüştür. Çünkü sen sevgiyi sevgi diye yaşamıyorsun… Ben halen o yollara bakabiliyorum. O şehre geldiğimde havasını içime çekebiliyorum. Oysa sen daha benim şehrime gelmedin. Bilmiyorsun buradan nasıl bakılıyor senin tarafına, yine burayı bilmediğin için oradan nasıl bakıldığını da bilmiyorsun. Ben şehrinizin adını duyduğumda içim burkuluyor… Kötü oluyorum. Bizim şehrimiz tabiatın kurallarına aykırı davranıyor… Ne yağmur yağıyor, ne hava soğuk, ne de sıcak. Bir acayip oldu. Anlam veremiyorum.

Ben yaşıyorum yaşadığımız günlerin güzelliğini tekrardan… Rüyalarım bu sefer karmakarışık. Sabah ne gördüğümü unutuyorum. Ben gittiğin günün değil tanıştığımız günün ay dönümlerini kutlayacağım. Her aya bir mum eklenecek. Sevgiler bir kişiye ait değil tabi ki, bir nefes gibidir. Hasta da olsan, gülsen de, ağlasan da onu almak zorundasın. O olmasa acı çekmeninde anlamı kalmıyor.

Şimdi son sözlerimi yazıyorum… Belki yolda karşılaştığımızda iki yabancı gibi geçip gideceğiz. Senin ellerini ya da çocuğunun elini tutacak biri olacak yanında, ama ben seni hep tanıyacağım. Yüzüne bakamasam da arkandan dönüp mutlaka bakacağım. Yine içimden bir şeyler kopup oracıkta parçalanacak. Sana güzel bir gelecek,  mutlu huzurlu bir yaşam ve hayallerinin gerçekleşmesini diliyorum. Beni bir yabancı gibi görsen de yüzünün gülümsemeni çok istiyorum. Sen bana bakma ben toparlanırım. Ardına bakmadan güle güle git…

 Saygılarımla


Erdal BABÜR
ZamanTüneli
Yazar - Besteci Söz Yazarı

Yorum (yok) Yorum yaz!

= = ERKİN KORAY = =

ERKIN KORAY TUTKUSU


 

24 Haziran 1941 de dünyaya gözlerini acan Erkin Koray, emsalleri Baris Manco ve Cem Karaca gibi sanatci bir aileden geliyordu.

 

Annesi Vecihe Koray, Istanbul Sehir Orkestarsinda ve Radyo Senfoni Orkestarsinda görevliydi. Fakat her ailede oldugu gibi Baba Enver ve Anne Vecihe ogullari Erkin in mühendis veya doktor olmasi yönünde tavir aliyordu.

 

Alman Lisesinde okurken, arkadaslariyla kendi halinde müzik yapmaya baslayan Erkin, Kendi tabiriyle "agabeyleri" sayesinde konser verme imkanina kavusuyor ve ondan sonrada konser tekliflerinin ardi ardasi kesilmiyordu.

 

Konserler arttikca, derslere ilgi azaliyordu. Alman lisesinden ayrilarak, haydarpasa lisesine ve en sonunda vefa lisesine kaydoldu.

 

 

Bu lisede konser verme ve gelirlerini okula birakma karsiliginda diploma aldiginida cekinmeden söyler Erkin Baba.


Konserlerinde Dönemin popüler ingilizce parcalarini söyleyen Erkin Koray, bir yandanda niye Türkce diye kafa patlatiyordu.

 

1962 yilina gelindiginde tarih, Erkin Koray in ilk plagina sahit oluyordu: Bir Eylül Aksami / Its So Long.

 

1963 baharinda askere giden Koray, 1965 yilinda askerligini Hava Kuvvetleri Caz Orkestrasinda gitarist olarak tamamladi.

 

1966 yilinda hem cikardigi EP ile hemde katildigi Hürriyet Altin Mikrofon yarismasindaki basarisizlik, Erkin Koray a bir süre plak yapmama karari aldirdi.

 

Fakat verdigi konserlerde Istanbul Plak yetkililerinin dikkatini ceken Koray, zoraki bir sekilde stüdyoya sokulur ve Kizlarida Alin Askere ortaya cikar. Istanbul Plak la bu basarili ortaklik 1973 yilina kadar devam eder. 1973 de kendisinden izinsiz olarak toplama bir LP cikaran sirketten ayrilir ve Dogan Plak a gecer.

 

1974 yilina Müge hanimla evlenerek giren Erkin Baba, ayni yil Saskin ve Feshupanallah isimli 45 likleri ve Elektronik Türküler isimli albümüyle Türkiye müzik piyasasini kasip kavurdu.

 

1975 yili Avrupa da albüm cikarma ugraslarina ayrildi. My Delight/Blonde Man isimli parcalar Avrupa da piyasaya sunulmak icin hazirlandi. Fakat Koray'in nice Avrupa cikartmasi gibi buda sonuclanmadi.

 

 

1977 yilinda Erkin Koray Tutkusu isimli harika albümü piyasaya ciktiktan sonra, Türkiye müzik piyasasinin korsan kasetler sebebiyle kemirilmesi, grup müzik anlayisinin kaybolmasi vb. sebeblerden dolayi, esindende ayrilarak Türkiye den ayrilma karari aldi.

 

5 senelik Almanya macerasindan sonra 1982 yilinda Türkiye de "Benden Sana" isimli albümüyle yeniden merhaba dedi.

 

Ama Türkiye müzik piyasasinda degismeyen durum, ülkeden ayrilmasina sebebiyet verdi. Bu defa yolu Kanada ya düstü. Burada ikinci evliligini gerceklestirdi. 1983 yilinda "Illa ki" albümü calismalari sirasinda beyin kanamasi gecirdi. Almanya nin Köln kentinde tedavisi sürerken yayinlanan albüm, oldukca genis ilgi gördü. Hatta uzun zamandir görünüp duyulmadigi TRT den bile teklifler almisti.

 

1985 yilinda icinde Erkin Koray in 80 li yillardaki en büyük hiti denebilecek "Cöpcüleri" barindiran "Ceylan" albümü cikti.

 

"Illaki" albümünden sonra tam bir hayal kirikligi olan albüm, yinede cöpcüler sayesinde ayakta kalabildi.

 

1986 yilinda "Gaddar" albümü icin hazirlanmaya baslayan Koray, "Ceylan" albümünün yeterli maddi imkanlari saglayamamis olmasi yüzünden, bir Pizzacida piyano esliginde sarki söylemeye baslamisti.

 

Bir zamanlar listelerden inmeyen, Türk Rock Müziginin Krali olarak adlandirilan Koray'in müzige olan askini sizlerin takdirine birakiyorum.

 

1987 yilinda ekonomik acidan kendini rahatlatmak amaciyla, taverna tarzinda  "Cukulatam Benim" isimli bir albüm yayinladi. Albümde "Saskin", "Sana bir seyler Olmus" gibi eski parcalarin yanisira, "birgecede" üretilmis hissi veren parcalar yer aliyordu.

 

Bu durumun sebepleri Türkiye nin ve müzik piyasasinin icinde bulundugu darbogazdi. Rock Müzigi öldü denebilecek bir hal almis, ülkede bir arabesk firtinasi esiyordu. Köyden kente göc artmis, herkes "ekmek" derdindeydi.

 

Ama 1989 yilindaki "Hay Yam Yam Cukulatam Benim" albümün üstüne ilac gibiydi. Hay Yam Yam, Hayat Katari gibi parcalarin yer aldigi albümün ardindan, yine "ici gecmis" bir albüm olan Tamam Artik piyasaya verildi. Bir cok eski parcasini yeniden yorumlayan Koray, yinede bu albümde bir saheser yaratmayi basarmisti.

 

Cetin Akdeniz  ve Erkin Koray in, Baglama - Elektrogitar diyaloglarindan olusan Cetin Ceviz albümü sona erdiriyordu.

 

1991 yilinda Gülhane de Korg uyla verdigi konser, Tek Basina Konser adi altinda piyasa sürüldü. Bundan sonra 5 yillik bir suskunluk dönemi girdi. Kanada li esinden olan kizi Damlayla ilgilenen Koray, Egitimin Sistemi hakkindaki görüsleri yüzünden, kizinin egitimini kendi üstlenmisti. 1996 yilinda Ahmet Güvenc ve Asim Ekren le kaydedilen Gün Ola Harman Ola yayinlandi.

 

Akrebin Gözleri, Öfke gibi parcalariyla Rock dinleyecilerine derin bir oh cektiren Erkin Baba, 1999 yilinda "Devlerin Nefesi" isimli albümüyle 2000 yilina girecegimiz su günlerde, hep bizimle beraber olacagini bir kez daha gösterdi.

 

Gökhan Aya-Münir Tireli - Bir Erkin Koray Kitabi isimli calismadan esinlenerek yazilmistir.

 

= =alıntıdır= =

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yeni Bir A$kim var artik..

Yeni Bir A$kim var artik..

 

Yeni bir askim var artik, bunu kimseden saklayacak degilim. Benim yasimda insanlar kolayca asik olamiyorlar. Bu nedenle tadini cikarmam gerekir diye dusunuyorum.

Yeni askim bir "yabani elma" agaci. Eski askim Bebek’teki manolya kadar gosterisli degil, ama ona gore cok genc. Boyu bir metreye ancak yaklasiyor. Dallari o kadar ince ki, ona bakarken kirazli hasir sapkasi olan siska bacakli bir kiz cocugu geliyor gozumun onune. <******>

 Her erkegin asik oldugu kadinin cocuklugunda cekilmis boyle bir fotografi vardir eminim. Eski fotograflara bakarken "Bana yasamin en iyi anlarini yasatan, ama sivri diliyle de bazen yasamimi cehenneme ceviren kadin, bu siska bacakli kiz olabilir mi" diye dusunursunuz ya, iste oyle. Allah’tan yabani elmamin dili yok.

Her zaman orada oldugu biliyorum, benden tek bekledigi biraz su, biraz sevgi, hepsi o kadar. Mevsimin sert ruzgarlari son yapraklarini da doktu. Simdi dallari sadece bir findiktan hallice minik meyvelerle dolu! Turuncudan acik kirmiziya varan renkleri o kadar guzel ki insanin icine nese veriyorlar. Sabahlari evden cikarken meyvelerinden bir tane aliyorum. Bu yuzden bana kizmadigini, tam tersine mutlu oldugunu biliyorum. Kekrek bir tat birakiyor agzimda. İliskimizi ask olarak nitelememin nedeni de bu zaten.

Bir agaca asik olmaniz icin onun sahibi olmaniza gerek yok. Yolunuzun uzerindeki herhangi bir agaca asik olabilirsiniz. Yeter ki onun orada sizin icin bulundugunu, hicbir yere gitmeden ruzgara, yagmura, kara ve bazilarimizin butun hirslarina direnerek sizi bekleyecegini unutmayin. Yeter ki o agacin koklerini saldigi topragin vataniniz oldugunu hatirlayin. Vataninizin agaclarina asik olmasaniz da saygi duyun.

Mehmet Y. YİLMAZ - HURRİYET <******>

Yorum (yok) Yorum yaz!